Yine yanilmiyorsam, bu Sergio'nun babasini Arif'in kaleye sokmuslugu vardir... Romario'lu zamaniydi Barcelona'nin... Sampiyonlar Liginin ilk seneleri... Galatasaray'in on elemeleri takir takir gectigi yillar...
Benden iyi hatirlayan Galatasaraylilar cikacaktir - daha iyi anlatirlar buyuk ihtimalle...
Neyse - ustteki fotograf dunku mactan... Kendini Emre misali yere atan Sergio, ellerinin arasindan hakemi kesiyor, Motta atildi mi diye...
Internet keyifli yer vesselam...
29 Nisan 2010 Perşembe
Ulan Sergio... Ulan Sergio... Babani da sevmezdim.
Labels: Barcelona, Sampiyonlar Ligi, Sergio Busquets
28 Nisan 2010 Çarşamba
"... koduk Jose baskaaan"
Belki ardinda bir "iz" birakmayacak, belki bir akimin bas mimari degil... Belki 100 yil sonra "inverting the Pyramid 2" yazildiginda adi bir sayfada gececek...
Lakin, aktif hocalar arasinda, beni heyecanlandiran tek adamdir Jose...
"Uzayli" cocuk top goremedi, sacma sapan bir sekilde 10 kisi kalan (bu sacma sapansa Ernst'inki nedir arkadas) takimi, muharebeyi kaybetti ama savasi kazandi...
Yuruyedur Jose...
Finalde Robben'in bacagini kirmaya oynayacaksin gibi geliyor bana, hadi neyse...
Labels: Barcelona, Inter, Jose Mourinho, Sampiyonlar Ligi
6 Mayıs 2009 Çarşamba
F***ing Disgrace
Chealsea kanadi dogal olarak isyanlarda. Bir Turk takimi Barca karsisinda skoru buraya getirip dort verilmeyen penalti ile elense evvela Turkiye'nin Isvicre buyuk elcisini geri cagiririz, Fransa'ya da "Platini must be clever" diye nota cekeriz. Akabinde Senes Erzik'in UEFA'daki vasfini sorgular, sonra da az ceza almamiz icin kapisinda yatariz. Ceza demisken asagida tepinen Drogba'ya rahat 5 mac diyorum. Soramadan da gecemeyecegim, hakem fucking disgrace ise senin iki macta kacirdigin karsi karsiyalar ne be Didier kardesim? Hele dun aksam Valdes'in ayagina nisanladigin pozisyon? O kadar musaittin ki ceza sahasinda yardiran Anelka bile sana pas vermeyi tercih etti.
Labels: Barcelona, Chelsea, Didier Drogba, Nicolas Anelka, Sampiyonlar Ligi
Besili

Chelsea - Barcelona eslesmesinin ikinci perdesinin hakemi Tom Henning Øvrebø UEFA tarihinin en skandal yonetimlerinden birisini sergiledi. Boyle basiretsiz hakemlere Galatasaray - Antep macinda gulup geciyoruz ama Sampiyonlar Ligi yari finaline hic yakismadi. Malouda'ya faul caldigi pozisyon tartisilir bir fauldu. Ama faulse de ceza sahasinin 1m icerisindeydi. O pozisyona hem faul deyip hem de ceza sahasinin disina tasimasi macin geri kalaninda kovalayacagi eyyamlarin habercisiydi. Chelsea'nin penaltilarini, fizigi ile andirdigi hayvanin tren seyredisi gibi seyretti. Kisacasi macin agirligini gobeginin agirligi ile dengeleyemedi.
Barcelona'nin oyununa da, Roma'daki finalin potansiyeline de diyecek hic bir kelimem olamaz. Yine de eslesmenin kuskusuz galibi Hiddinkli Chelsea idi. Haklari yendi.
Labels: Barcelona, Chelsea, Sampiyonlar Ligi
12 Nisan 2009 Pazar
Cahil
Televizyona "futbol otoritesi" sıfatıyla çıkan insanların kıraathane muhabbetinden öteye gidemeyen yorumları beni sıkıyor. Anlık, rüzgarın estiği yöne göre, kanaat önderi ağzıyla yapılan yorumlar... Somut yaklaşımdan bu kadar uzak olununca bir hafta dedikleri diğer haftayı tutmuyor. Saçma sapan ve yalan yanlış söylemlerle kafa şişiriyorlar. Muhterem Toroğlu, Bülent Korkmaz'a laf sokarken arada buyurdu ki bir futbolcu birlikte antremana çıktığı adamın başına gelierse o takımdan hayır gelmezmiş. Dünyada örneğini hiç duymamışmış.
Yazık bu herifi tonla parayla yurt dışına gönderip yerinden maç izletiyorlar. Milan'ı defalarca tribünden izlemiştir. Ancelotti ile üç Şampiyonlar Ligi finaline çıkıp ikisini alan takımın kaptanı Maldini değil midir? Bu zatlar halı sahada mı birlikte oynadı? Puyol-Guardiola, Deschamps-Del Piero diğer ekürilerim. Saysak daha kimler çıkar.
Hadi oradan Erman. Manavdan futbol öğrenmeye çok meraklı olsam iki adım ötedeki çarşıya yürürüm.
18 Ocak 2009 Pazar
Fenomen

Pep'in oyunculuguna hayrandim...
Mujdat'i, Zeki'yi izleyerek buyudugum goz onune alinirsa; Keane gibi, Pep gibi, hem orta sahayi kontrol eden hem de cok iyi oyun kurabilen ortasahalari gorunce etkileniyordum...
Pep'in oynattigi takima daha da hayranim...
Barcelona, Deportivo La Coruna'yi da 5-0'la gecerek iki rekora birden imza atti: 19 macta 50 puan toplayarak, Real Madrid'in 47 puanlik rekorunu; ve bu 19 macta 59 gol atarak, ilk yarida en cok gol atma rekorunu kirarak ilk yariyi lider bitirdi...
Keyifli top oynuyorlar; saygida kusur etmemek lazim...
Labels: Barcelona, Josep Guardiola
22 Ekim 2008 Çarşamba
Ozur ve duzeltme
Labels: Barcelona, Carles Busquets, Sergio Busquets
1 Ekim 2008 Çarşamba
Tek adam
Labels: Barcelona, BATE, Chelsea, Cluj, Juventus, Sampiyonlar Ligi, Shaktar Donetsk
1 Ağustos 2008 Cuma
Jack Wilshere
Comert kadar genc seven bir insan varsa o da Arsene'dir. Bu sene Arsene'in alt yapidan A takima tesrif edecek gozdesi de henuz 16lik Jack Wilshere olacak. Barca'ya gonderilen Alexander Hleb'in veliahti gozu ile bakilan Wilshere'in gecen sene reserve takim ile attigi muhtesem gol icin buradan buyrunuz. Asagidaki videoda da gectigimiz gun Arsenal'in Stuttgart ile yaptigi hazirlik macinda perdeyi kapatan golu izlenebilir. Stuttgart'in guzel golunu bizim Yildiray atiyor. Meira ile kan kaybeden defansa Jens Lehman takviyesi yetmemis gibi gozukuyor. Bu arada Arsenal eski futbolcusu Lehman'a acimadan 3 tane dosemis. Vefa Londra'da bir semt adi.
16 Temmuz 2008 Çarşamba
Ispanyolu ver Belarusluyu al...

Cesc'in alinisi bence en keyifli transfer hikayelerindendir... Sen ellerinle buyut, Arsene profesyonel kontrati uzatip elinden kapsin...
Hleb'in Barca'ya gidisi daha medeni oldu. Istedi ve gitti... Cesc'i alip, Hleb'i vermek Arsene'in hanesine artidir...
Yalniz, Adebayor'u elde tutamazsa, seneye Arsenal ya tabelaya oynar, ya da Arsene yeni bir genci dunya stari yapar.
Ortasi yok bu isin.
Labels: Alexander Hleb, Arsenal, Arsene Wenger, Barcelona
8 Haziran 2008 Pazar
Barca'da hareketlilik cok...

Sevilla 2002'de Brezilya'nin cok da bilinmeyen kuluplerinden biri olan Bahia'nin sag bekini aldiginda, bir cok gazete haberden bile saymamisti bu olayi...
O sag bek, Ramos'un 2 UEFA kupasi kazanan kadrosunun en buyuk yildizi olacak kadar gelistiginde, herkes Ramos'un ne kadar iyi bir transfer yaptigini konusuyordu...
Daniel Alves, artik Barcelona formasi giyecek...
1 milyon Euro'ya geldigi Sevilla'dan, 30 milyon Euro'ya ayriliyor...
Juande Ramos'un, Tottenham'a Giovani'yi aldigi gunlerde, eski talebesi Giovani'nin eski takimina geciyor...
Futbol dunyasi cok ufak...
Labels: Barcelona, Danny Alves, Juande Ramos
Giovani ve Londra...

Giovani, Barcelona alt yapsindan cikan yeni genclerin en az adi duyulaniydi... Lionel ve Bojan'in arasindan kendisini ancak gecen sene gosterebildi... Meksika milli takimina kadar yukselirken, hala akillarda bir soru isareti vardi: ust duzey maclarin gerektirdigi fizige ve mental guce sahip mi?
Juande Ramos oyle dusunmus olacak ki, Giovani, 5 milyon sterlini pesin, 4 milyonu performansina bagli olacak sekilde duzenlenen bir anlasma ile Londra yolunu tuttu...
Hos, biri bana Barcelona alt yapisindan yetismis, 19 yasindaki bir Meksikali Londra'ya gidiyor deseydi, bu iste once Arsene'in parmagini arardim...
Labels: Barcelona, Giovani Dos Santos, Tottenham
30 Nisan 2008 Çarşamba
Mac Oldu: Manchester United 1 - Barcelona 0



Manchester United, metres tadindadir benim icin... Asil askim beni uzdukce, keyiflenmek icin sarildigim... Dun de, tahmin ettigimden cok daha kaliteli bir top oynayan Barcelona'yi, Scholes'in muhtesem golu ile elediler.
Sampiyonlar liginde ilk defa bir Ingiliz finali olacak... Sampiyonluga yakin taraf bence Manchester lakin Liverpool'u da yabana atmamak lazim...
Manchester United (4-4-2): E van der Sar - O Hargreaves, R Ferdinand, W Brown, P Evra (sub: M Silvestre, 90min) - Nani (sub: R Giggs, 76), P Scholes (sub: D Fletcher, 76), M Carrick, Park Ji Sung - C Ronaldo, C Tévez.
Substitutes not used: T Kuszczak, Anderson, J O’Shea, D Wellbeck.
Booked: Carrick, Ronaldo.
Barcelona (4-3-3): V Valdés - G Zambrotta, C Puyol, G Milito, É Abidal - Xavi Hernández, Y Touré (sub: E Gudjohnsen, 89), Deco - L Messi, S Eto’o (sub: Bojan Krkic, 72), A Iniesta (sub: T Henry, 61).
Booked: Zambrotta, Deco, Touré.
Referee: H Fandel (Germany).
Labels: Barcelona, Manchester United, Sampiyonlar Ligi
9 Nisan 2008 Çarşamba
Mac Oldu: Manchester United 1 - Roma 0





Manchester United (utanmasam, sonuna iyelik eki getirecegim) bu sene bomba gibi top oynuyor. Cristiano Ronaldo da malumunuz, inanilmaz bir sene yasiyor. George Best'e ait, Manchester'de bir sezonda en cok gol atan orta saha oyuncusu unvanini da ele gecirmis durumda simdiden...
2-0'in rovansinda Roma'yi agirlayan Manchester'in turu gececegini tahmin etmek zor degildi, ama Cristiano Ronaldo ve Rooney'in yedek oldugu bir macta, bu kadar domine eden bir Manchester'i gormeyi beklemiyordum.
De Rossi'nin penaltiyi kacirmasi turun Manchester'de kalacaginin isaretiydi; ikinci yarinin basindaki baskili oyunu da gol getirmeyince, dakikalar 70. gosterdiginde Tevez turu garantileyen golu atmisti bile...
Finalde 2 Ingiliz takimi olacak, orasi kesin gibi...
Kupayi balli Benitez mi, muhtesem Manchester mi kazanacak, gorecegiz...
Ha bir de...
Sampiyonlar ligi ceyrek final rovansinda oyuncu dinlendiren Fergie'ye sonsuz saygilar, sevgiler...
Labels: Alex Ferguson, Barcelona, Manchester United, Roma
2 Nisan 2008 Çarşamba
Deco

Deco ile bizim Marco Aurelio arasinda ilginc bir benzelik var. Ikisi de Brezilya dogumlu ama Brezilya milli takimina girme umutlari pek olmadigindan bulunduklari ulkenin milli takimlarina yazildilar. Deco da Aurelio gibi cok tepki gormus Portekiz milli takimina alinirken. Bu kadar gurultu niye kopmus anlamadim. Herif en azindan ayni dili konusuyor. Kismetli adammis ki ilk ciktigi macta Brezilya'ya frikikten galibiyet golunu cakinca, memlekete sevdirmek icin sebek gibi milli mars soyletip benzinci reklaminda oynatmak gibi saklabanliklara gerek kalmamis.
Aksam aksam Deco niye mi aklima geldi? Bir baskasina daha cok benziyor. 30 yasinda. Barcelona'da yildizlarin golgesinde kaldi. Gozden dustu, gonulden dusmedi. Aksamci da diyorlar. Olur mu?
1 Nisan 2008 Salı
TSL - SL
Sunlara ofsayt calinanina Turkcell Super Lig diyoruz. Ofsayt calinmayanin adi ise Sampiyonlar Ligi oluyor efendim.

Gusul abdesti almasi gerekenler listesine Schalke'yi de ekledim bu arada.
Labels: Barcelona, Ofsayt, Sampiyonlar Ligi, Schalke, Turkcell Super Lig
6 Mart 2008 Perşembe
Anket: Taze kan araniyor

Magripli yeni anketi cakmis sag ust doksana...
Mourinho, ukala olup da sevilen ender adamlardan. Nedense rahatsizlik vermiyor bana...
Malum, uzun zamandir bosta geziyor kendisi. Avrupa'nin buyuk takimlarinin ise "taze kan"a ihtiyaclari var.
Rijkaard'la problemi olan Barcelona ve CL'den elenen, ligde de berbat bir durumda olan AC Milan, Jose icin yarisiyorlar...
Ama asil taze kana ihtiyaci olan Akcaabat'i unutmamak lazim. 2. ligde, sondan 2. siradalar.
"Sebatspor'a, antrenoru Jose yonteminde basarilar dileriz" - Akcaabat Belediye Baskani
PS: Oyum Barca'ya...
Labels: A.C. Milan, Akcaabat Sebatspor, Anket, Barcelona, Jose Mourinho
28 Şubat 2008 Perşembe
Karizma cocuk

Ankete yine umdugumun cok uzerinde bir katilim oldu.
Demek ki artik beklentileri yukseltmek gerek.
Sonuca gelince...
Ankete iki kutup katilmis...
Ilk kutupta Real'ciler yer aliyor... Barca'nin adam olmayacagini savunanlar...
Ikinci kutupta Barca'lilar... Takimin basinda Mourinho'yu gormek isteyenler.
Su kadro bir iki takviye ile Jose'nin eline gecerse...
Barca 3-4 sene ambargo koyar.
Labels: Anket, Barcelona, Jose Mourinho
21 Şubat 2008 Perşembe
Otur Cezalisin

Comert'e Rijkaard cezaliydi tuyosunu verdim. Ne bileyim adamin cart diye sebebini soylemeden posta yazacagini. Merak edenler icin: Lyon macinin 45. dakikasinda kenarda cok tepindigi icin iki mac ceza almis. Stuttgart ile gazozuna mac birincisi bu da ikincisiydi. Uefa sitesinde verilen haberde bir satir dikkat cekiyor:
"Rijkaard, 45, will be able to follow his team's next UEFA Champions League match from the stands as a spectator. He will not be allowed in the dressing rooms, in the tunnel, in the technical area or on the pitch before and during the game. In addition, he may not communicate with the bench."
Yani tribunde oturacak ve saha kenari ile herhangi bir sekilde kontak kurmasi yasak.
Akla tribunden telefon acan teknik adamlar geliyor. Misal 24 Kasim Bolton macindaki Ferguson... Koskoca Sir, enik gibi oturmus fis fis taktik anlatiyor. Bizim ligde kim baslatti ya da hala serbest mi bilinmez, ama gorunuse gore Premier Lig'de serbest.
Labels: Alex Ferguson, Barcelona, Frank Rijkaard, UEFA
Mac oldu: Celtic 2 - Barcelona 3

Biz halen Rijkaard'i tartisaduralim, cezasi yuzunden tribunde yer aldigi macta, Barca iki kere geri dusumesine ragmen Messi'nin 79. dakikadaki golu ile 3-2 galip geldi...
Rijkaard'in yoklugunda kenarda yer alan Johan Neeskens, 1998 Dunya Kupasina hazirlanan Hollanda'nin yardimci antrenorlerindendi...
Uc yardimci antrenorden en yaslisi Neeskens iken, en genci su anda Valencia'nin basinda olan Ronald Koeman'di...
Ucuncu isim kim miydi?
Frank Rijkaard.
Labels: Barcelona, Frank Rijkaard, Hollanda, Johan Neeskens


