Su grafigi gorunce fazlasiyla nostaljik oldum arkadas... Biri usenmemis, oturmus, insanlarin ne zaman "Doom gibin" ("doom clone") yazmak yerine "first person shooter" yazmaya basladigini arastirmis...
"Doom gibin" diyince, yasitlarimin aklina gelen ilk seyin "Gameshow" olmasi gerekiyor...
90'larin ortasinda tanismistim dergiyle... MAC vardi... Engin Abla vardi...
Benetton yaslarimizdan ciktigimiz doneme rastladi... Oyunlarin kendilerinden cok yazarlarin geyigine tutulmustu ergen beynimiz...
Ardindan renkli versiyonunu cikardilar derginin... Ondan sonra kuse kagida basili buyuk Gameshow geldi...
Renklendikce kendisinden bir seyler kaybediyordu dergi... O ufak kan kayiplari, gittikce buyudu, ve bir gun kapandi dergi.
Simdi elime alsam "bu ne boktan geyikmis" der, bir koseye atarim belki...
Ama o ne gunlerdi be abi...
7 Mayıs 2010 Cuma
Doom gibin (Gameshow)
14 Kasım 2009 Cumartesi
Bunlar da buradaydi 11'i: Bir donem Turkiyede top oynamis aktif topcular
Cok kriz gordu Turkiye... Cogu suni... Lakin, transfer piyasasi hic yavaslamadi arkadas... Bir donem Turkiye'de oynamis, halen aktif olup da, yurt disinda forma giyen cok yabanci var... Bir 11 cizelim kafamizda...
1- Brad Friedel: 1995'te Galatasaray'a geldiginde, 1994 Dunya Kupasinda oynayabilmek icin Amerikan Futbol Federasyonu ile ozel bir sozlesme imzalamis; ardindan Ingiltere'nin yolunu tutmus, ama vize alamamis bir kaleciydi... 30 maca ciktigi Galatasaray'da, iyi de bir performans gosterdi... Kisa bir Amerika macerasindan sonra once Liverpool'un yolunu tuttu; ardindan Blackburn Rovers'in kalesini 9 sezon ustuste korudu... 38 yasinda oldugu halde halen Aston Villa'nin kalesinde olmasi (su anda Chelsea karsisinda oynuyor) performansinin ozetidir... TSYD'de, Besiktas'ta oynayan Kucuk Orhan'dan 40 metreden yedigi gol, hala aklimdadir... Plase: Ali Faryd Mondragon, Oscar Cordoba, Robert Enke
2- Geremi Nijtap: Ilhan Cavcav'in kiloyla Afrika'li getirdigi doneme rast gelmisti Geremi... Sag bek, sag haf, orta saha derken; hem muthis bir performans gostermis; hem de menejerlerin agzinin suyunu akitir olmustu... Netekim, Real Madrid'den gelen bir teklifle Ispanya'nin yolunu tutmustu Geremi... Baljic'ten sonraki ikinci kazik olacak derken; fena bir performans gostermedi Gana'li... Ardindan EPL'e kapak atip, Middlesbrough ve Chelsea formasi da giydi... Newcastle ligden dusunce Turkiye'ye gelir diye dusunuyorduk; olmadi... Plase: Cesar Prates
3- Juan Francisco "Juanfran" Garcia Garcia: Besiktas'a Celta Vigo'dan geldiginde, takimin basinda Sariyer Kasabi vardi... Ispanya milli takiminda 11 macta gorev yapmis, saglam bir sol bek geliyor diye dusunurken, ruhsuz bir sekilde sahada dolasan, disi 28, ici 100 yasinda bir adamla karsilasmistik... Kara Yildirim, kasabi gonderince, Juanfran'a once kulube; ardindan da Amsterdam'in tasli yollari gozuktu... Ajax'taki yarim sezonundan sonra Zaragoza ile anlasip, forma kavusunca, komsu AEK'ta top oynamaya basladi... "Kumasi iyi" diye kendimizi avuttugumuz topculardandi... Pek bir sey katmadan gitti... Plase: Iyi sol bek gelmiyor bu taraflara...
4- Stjepan Tomas: Memlekete son zamanlarda cok iyi stoperlerin gelmediginin isaretidir Tomas. Ne vasati asti, ne vasatin altinda kaldi... Sessizce 100den fazla maca cikti Fenerbahce ve Galatasaray formalariyla. Galatasaray'da oynarken halen Hirvat milli takimina seciliyordu; 2006'dan beri o formanin da yuzunu gormedi... 2008'de Rubin Kazan ile kariyerinin 8. lig sampiyonlugunu kazandi... Madalya zengini... Plase: Milan Stepanov, Fabiano Eller
5- Fabio Luciano: Fenerbahce'ye Brezilya'dan geldiginde, salakca sorular soruldu basinda... Brezilya'dan defans oyuncusu mu alinirmis? Alinirmis efendim... Luciano defanstaki basarisindan cok, 4 macta 1 gol ortalamasiyla oynamasi ile dikkat cekti. Cok uzun bir sakatlik sonrasinda Fenerbahce kontratini fesh edince, Flamengo'nun yolunu tuttu... Halen oralarda... Plase: Fernando Meira, Abel Xavier, Flip Daems
6- Jose Kleberson: Ronny Johnsen Besiktas'tan Manchester'a gittiginde hepimiz sasirmistik... Turkiye'den "futbolu bilmiyor" diye gonderilen bir oyuncu nasil oluyor da o muthis Manchester'a transfer oluyordu? Cevabini bilemesek de, Johnsen 100'den fazla maca cikti Manchester'la... Bir kac sene sonra aksi yone bir transfer gerceklesiyor, Brezilya milli takiminin on liberosu Kleberson, Besiktas'in yolunu tutuyordu... Lakin, tribunu heyecanlandran Jose, sahada bir turlu bir sey yapmiyor, toptan kaciyor, kactikca taraftara artik yaslanmis olan Tayfur'u aratiyordu... Gumbur gumbur geldigi Besiktas'tan sessizce ayrildi... Ulkesine dondu... Simdilerde yine Brezilya milli takiminda oynuyor... Plase: Josip Skoko, Eduard Cisse
7- Franck Ribery: Galatasaray'a geldiginde bir cogumuz adini bile duymamistik... Onceki 4 seneyi 4 farkli takimla gecirmis bir oyuncuydu... Galatasaray'da oynarken herkes "iyi is yapacak" diyordu... 14 lig macina cikti, ve ne olduysa sezonun sonunda oldu... Marsilya'nin yolunu bedelsiz tuttugunda Galatasaray'li taraftarlar Ozhan Canaydin'in adini lanetle anmaya baslamislardi bile... 10 milyon Euro istedi Galatasaray, hic bir sey alamadi... 25 milyon Euro'ya Bayern Munih'in yolunu tuttu... Perez'in istedigi olsa, su anda Real Madrid formasi giyiyordu.. Bu sene olmadi, ama seneye kesin gozuyle bakilan transferlerden... Buyuk ihtimalle bu grup icinde su anda en cok piyasasi olan isim... Plase: Lukas Zelenka
8- Stephen Appiah: Cok iyi biliyorduk Appiah'i... Juve'de mutsuzdu... Aziz Yildirim Fenerbahce'ye getirdiginde kaslar kalkti... Anlatilanlar ilgincti: Yildirim Appiah'in menejerine aciktan 2 milyon euro vermisti, ve Appiah istemese de, menejerinin tehditlerine dayanamayarak, istemeye istemeye gelmisti Fenerbahce'ye... Ne denilirse denilsin, cok da iyi oynadi Appiah... Bazi donemlerde hic oynamadigi sag acikta bile oynarken vasatin ustundeydi... Pis bir sakatlik yasayinca, Fenerbahce cozumu kontratini iptal etmekte buldu... Bir kac hafta once Bologna ile sozlesme imzaladi Stephen... Bu blogun yazari kendisini hala sever... Plase: Ahmed Hassan
9- Nicolas Anelka Kim ne derse desin Fenerbahce adam gibi forvet getiriyor arkadas... Listenin en kariyerli ismi Liverpool, Real Madrid, Arsenal ve Chelsea'yi sigdirdi kisa kariyerine... Turkiye macerasi kisisel olarak cok basarili olmasa da, once Bolton'a oradan da Chelsea'ya gitmesini sagladi... Gectigimiz sezon Premier League'nin gol krali olmasi, formu, kalitesi ve kapasitesi hakkinda gereken bilgiyi verecektir... Plase: Mateja Kezman
10- Ariel Ortega Arjantin futbolu diyince akla gelen on-onbir isimden biridir Ariel Ortega... Uzun saclari, sert yuzu ve River Plate formasi ile kult olmus isimlerden biri... Avrupa'da basarilli olamadi, ulkesine dondu, Italya'dan sonraki Avrupa duragi Turkiye oldu... Her ne kadar beklenilenin onda biri kadar oynayamadan geri donmus olsa da akilda iki seyi kaldi: 6-0'lik macta attigi gol ve Besiktas tribunlerinin Fener taraftarina actirdiklari "korkak tavuk Ortega" posteri... Plase: Ricardinho, Sehriy Rebrov
11- John Carew Aslinda Besiktas taraftariyla arasi acik olmasi gereken bir isimdi Carew... O meshur 3-3'luk Valerenga macinda Besiktas'a gol atan oyunculardandi... Once Ispanya'da La Liga sampiyonu oldu, ardindan Roma'nin yolunu tuttu... Besiktas'a gelisi taraftari memnun etti... Lakin Riza hocanin altinda bir turlu duzgun bir oyun oynayan takimin parcasi olamadi... Akillarda 4-3'luk Fenerbahce macinda attigi golle kaldi... Lyon'a giderken, Besiktas'a para kazandiran ender yabancilardan biri olarak tarihe gecti... Simdilerde Demiroren'in "Carew'i geri alacagim" demesiyle gundeme otursa da, Aston Villa'da gayet keyifli bir kariyer surmekte. Plase: Julius Aghahowa
12 Ekim 2009 Pazartesi
Sorttan esofmana gecilen gun...
Asagidaki yaziyi sozluge 2005'in 23 Ekim'inde yazmistim... Bugun o transformasyonu yasayinca aklima geldi... Bu aralar bloga ikimiz de pek yazmiyoruz, tekrar kalemi ele almak gerekti... Boyle baslayalim...
efendim, oncelikle anlatacagimiz olaya attigimiz baslik biraz uymadi, lakin durun bir bakalim...
simdi efendim, cocukluk gunlerinde, sorttan esofmana gecilen bir gun vardir. bu gun annelerin pimpiriklik seviyesine bagli olarak 14 ekim ile 12 kasim arasinda bir gundur. hatta, bir cok yoremizde, annelik vasiflari bu gun baz alinarak olculur, cocuguna takriben 11 eylul gibi esofman giydiren anneler ayiplanir, "cocugu kiz gibi yetistiriyorsun" veya "bu kiz evde kalir bak" gibi serzenislerde bulunulur. kars'ta yasayanlar bu durumdan muaf degillerdir, eylulde kar yagilsa bile sort giyilmesi tavsiye edilir.
neyse efendim, iste bu gun sadece annelerin pimpirikliginden kaynaklansa bile, cocukta ilerki yillarinda megerse huzun yaratabilmekte imis*.
megerse bilincalti bu milad gununu ayni zamanda evde kaloriferin yanmasi, ocakta pisen kestane, cay getiren anne modeli ve haftasonu spor ile dolan turk televizyonu ile ozdeslestiriyormus.
megerse evden 8000 kilometre uzakta olununca bile bu esofman giyildikten sonra bu anilar canlaniyor, o kokular duyuluyor, gozler bugulaniyormus... ne bilirdim ben 4 seneden sonra halen boyle hisseder bu bunye... ne bilirdim bir esofmanin ic burkacagini, ocakta pisen cay yerine dunden kalmis tencerelerin can yakacagini...
21 Ekim 2008 Salı
Fenerbahce - Arsenal
Arsenal'in web sitesi, bugunku mac sebebiyle, nostaljik bir hava estirmis...
Labels: Arsenal, Fenerbahce, Nostalji
18 Ekim 2008 Cumartesi
Mukemmel!
"MUSTAFA Denizli, şimdiye kadar her önemli maçtan önce oynamayı alışkanlık haline getirdiği ve kazandığını söylediği sanal maçlarda ilk kez yenildi. Denizli, "Bayer Leverkusen ile kafamda sanal maçlar yaptım, fark yedim" dedi."
Not: Fenerbahce, Leverkusen ile oynayacagi 2 maci da 2-1 kaybedecekti... Ilk macta gollerden birini henuz 25 yasinda olan Michael Ballack atacakti.
2. Not: Sag doksana anketi caktik... Bekleriz...
Labels: Bayer Leverkusen, Fenerbahce, Mustafa Denizli, Nostalji
14 Ekim 2008 Salı
Damat bir ara sarkiciydi...

Nostaljik resimleri cok sevdigim asikar... Bu seferki kare 94 yilindan...
Izel'in kiyafeti, Celik'in saclari, Ufuk'un el hareketleri bir yana...
Damat, bir aralar havan bu kadar fazla degildi... Daha iyiydin sen be...
"Ebabil bir kustur" hesabi...
Labels: Izel Celik Ercan, Nostalji
26 Temmuz 2008 Cumartesi
21 Mayıs 2008 Çarşamba
Bursali Ali Nail

1990'da Bursaspor'da basladigi futbol kariyerinde, 1993-94 sezonu ayri bir yerdedir... Bursaspor'un 4 buyuklere (evet, o zamanlar Trabzon hala ilk 3'ten cok kopmamisti) kok sokturdugu yillar...
Bursa'nin 10 numarasi (o zamanlar forma numaralari 11'e kadardi ve 10 numara mevkisine bakilmaksizin takimin en iyi oyuncusuna verilirdi) Ali Nail, 4 buyuklerin dikkatini cekiyor, en sonunda Fenerbahce'ye imza atiyordu...
Yine Bursa'dan gelen Frank Pingel'in henuz ilk macinin 15. dakikasinda yasadigi inanilmaz sakatlik Ali Nail'in Fenerbahce kariyerinin habercisiydi adeta...
1996 yilina kadar Ali Nail bir turlu sans bulamiyordu... Oguz'lu Aykut'lu takimin Ridvan'dan sonra bir 10 numaraya ihtiyaci vardi... Ali Nail yetenekli oldugu halde bir turlu o yetenegini sahaya yansitamiyordu...
En sonunda olan oldu, once 1995'in ortasinda Vanspor'a, ardindan da 1996'da Zeytinburnuspor'a kiralanan Ali Nail, 1998'de Goztepe'ye, 2000'de Kirikkalespor'a transfer oluyordu... Kariyerini Kahramanmarasspor'da tamamlayan Ali Nail, cok parlak gozuken gelecegini "onemsiz bir futbolcu" olarak tamamliyordu...
Benim gonlumde, hala o cok yetenekli, Maradona fizikli Bursali Ali Nail'dir kendisi...
Not: simdilerde Ali Nail Teknik Direktorluk yapiyor...


