8 Haziran 2010 Salı
Galatasaray'in Turk sol bek fetisi
1994-2007 Ergun Penbe (300 mac)
1994-2002 ve 2003-05 Hakan Unsal (207 mac)
2003-2004 Abdullah Ercan (7 mac)
2005-2007 Ferhat Oztorun (18 mac)
2007-2009 Volkan Yaman (48 mac)
2007-... Hakan Balta (80 mac)
2010-... Caglar Birinci (0 mac)
Vay bana vaylar bana...
Labels: Ergun Penbe, Galatasaray, Hakan Balta, Keyif Arasi Ozel
14 Mayıs 2010 Cuma
Cimboma adam yetistiriyoruz
Besiktas U16 takimi final macinda Denizlispor'u 1-0 yenerek kupayi kazanmis...
Iyi oldu iyi, 3 sene sonra bu cocuklari da baska takimlara peskes cekeriz...
Yalniz, Galatasaray'in alt yapisi gayet iyi arkadas, Florya ve Umraniye'de iki tesisleri var...
Labels: Altyapi, Besiktas, Galatasaray
1 Mayıs 2010 Cumartesi
Bas bas paralari Hull City'e

Mac goruntusu Hull - Arsenal macindan. Sag ustteki elektronik reklam panosuna dikiz. Hull'un 2-1 kazanmasina 20/1 veriyoruz diyor canli bahis reklami. Mac 1-1, macin 70. dakikasi ve mac Hull'un sahasinda. Hull seyircisine kufur gibi reklam.
Dusunuyorum da Ali Sami Yen'de Fener maci, Selcuk golu atmis ve 70 dakikada Galatsaray'in beraberligine 10/1 veriyoruz Iddaaa diye reklam donuyor. Daha dogrusu dusunemiyorum. Dusunmek istemiyorum.
Labels: Arsenal, Fenerbahce, Galatasaray, Hull City, Reklam, Selcuk Sahin
28 Ocak 2010 Perşembe
Galatasarayli durusu...
Evet arkadasim, kiskaniyorum transferleri...
Aslinda transferleri degil, hayati CM gibi yasayan Haldun'u kiskaniyorum galiba...
Bir sonraki transfer doneminde Sabri'yi Montolivio karsiliginda Fiorentina'ya verirse, SI Games gelip silt versin Haldunuma...
Labels: Galatasaray
18 Kasım 2009 Çarşamba
Garp kurnazi Galatasaray
Fotograftaki arkadasin adi Cemal Nalga...
Bir hazirlik macinda rakibine yumruk atinca 5 mac ceza aliyor... Basketbol federasyonuna gonderilen belgede, Cemal'in 5 hazirlik macinda oynamadigi belirtiliyor, ve Basketbol federasyonu bunu tescil ediyor...
Sonradan ortaya cikan, Galatasaray'in bu 5 macin 2'sinde Cemal'e Tufan formasi giydirmek suretiyle Cemal'i oynattigi...
Fiyasko... Sark kurnazligi, lakin liselilerden sark olmaz, garp kurnazligi bu olsa gerek...
Ama Turk isguzarligi her yerde ayni... Bir iki saat icerinse, kurumsal sorumluluk pesindeki Cimbom, basketbol subesinin teknik heyetini kovuyor...
Iste benim sikintim burda...
Arkadasim, belki dogru karar bu... Ama ne sovu pesindesiniz, nasil bir hirstir bu? Bir dur, bir anlik karar verme...
Yok...
Daha isin asli astari haber bultenlerine dusmeden infaz verildi...
Her tarafimiz sark olmus, garb bize ay kadar uzak...
Labels: Basketbol, Galatasaray
1 Ekim 2009 Perşembe
Galatasaray Nereye Gidiyor?

Turkiye'nin Ingiltere maclarinda 8'e abone oldugu devrin kapanmasinin miladi Derwall'in Turkiye'ye ayak bastigi andir. O gunden sonra Avrupa'da ve Dunya'da ciddi basarilar elde ettigimiz ve Turkiye'yi futbol haritasina yerlestirdigimiz devirde en cok sikayet edilen husus Turk futbolu diye bir ekolun olusmamis olmasidir. Bence yanlis bir sikayettir.
Turk olmayani yenebildigimizi farkettigimiz devir, evine ilk bilgisayar alinmis cocuklar gibi her seyi kurcaladigimiz, cogu zaman ne yaptigimizi bilmedigimiz ve genellikle oyun oynadigimiz devirdi. O zamanki hakim mantaliteyi dugun halayinda "biz biliyoruz da mi oynuyoruz kardes" diyen delikanlilarin ruh haline benzetirim. Donemin karakteristik futbolu taktik ve kollektif aciklarimizi ekstra imana dayali bir fizik mucadele ve Allah vergisi teknik ile kapatmaya calismaktan ibaretti. Gecmis zaman kullaniyorum cunku son zamanlarda yabancilari yenmenin artik eski heyecani ve orijinalligi kalmadigi icin bu karakteristigi eskisi gibi sevkle sahaya yansitamaz olduk. Turk futbolunun Dunya arenasinda son zamanlarda girdigi duraklama devrinin baslica nedenlerinden biri budur.
Akla ve plana bagli hareket etmedigimizin en buyuk kaniti alinan son derece istikrarsiz sonuclardir. Chelsea'den 5 yedikten sonra Galatasaray gitti kupa 2'yi kaldirdi. Yine Galatasaray ayni kupaya bir dahaki direk tesrifinde ilk turdan Tromso'ye elendi.
Turk futbolunun artik yeniden bir asama katetmesi gerekmektedir. Akilci ve taktik disipline bagli olarak oynamaya baslamanin zamani aslinda coktan geldi. Gerek Tromso'yu gerekse Liverpool'u tekrar yenebilmek istiyorsak iman gucu futbolunu bir kenara birakip akil futbolunu oynamayi ogrenmemiz gerekiyor. Bu degisimin ilk sinyalini aslinda Sampiyonlar Ligi'nde ceyrek final oynayan Fenerbahce verdi. Kadronun yabanci agirlikli olmasinin etkisi yadsinamazdi. Yine de dengeli bir kadro ile akilli ve sabirli oynayarak cok buyuk maclar kazandilar. Hasta ruhlu baskanlari o sene kiytirik TSL'yi kazanamadiklari icin butun yapiya reset atti. Fantastik bir futbol cinayetidir gozumde.
Nihayet Rijkaard ve Galatasaray'a geliyoruz. Dun aksam sahada kagit uzerinde kendisinden cok geride bir Avrupa takimina karsi yenik duruma dusmesine ragmen belki de ilk defa taktik duzenden kopmamaya calisan, paslasan, ezberledigi atak setlerini sahaya dokmeye cabalayan bir Galatasaray vardi. Havadan karsi takimin kalecisinin ellerine ya da stoperlerin kafasina hicbir sisirme top suzulmedi. Isimlere takilan bir adam degilim. O yuzden Rijkaard ilk aciklandiginda adami antreman sahasinda esofmanla gormeden ikinci Derwall donemini mujdeleyen yorumlara pek kulak asmadim. Ancak dun sabirla ve paniklemeden futbol oynamaya calisan Galatasaray'i gordugumde ilk defa kendimi inananlar kervaninda hissettim. Agir aksak, kor topal da olsa Galatasaray bir seyleri degistirmeye, anlamaya calisiyor. Bu girilen yolda Rijkaard ve Neeskens'in bolca sansa ihtiyaclari olacagi kesin. Bu ikiliye yeteri kadar inanc baglandigi takdirde, yine bir devri kapatip yeni bir devir acan buyuk bir basariya ulasmak muhtemeldir. Bunun sinyalini, ironik bir sekilde, Galatasaray Ali Sami Yen'de Sturm Graz ile berabere kalarak vermistir. Dun aksamki mactan alinmasi gereken ana fikir benim gozumde budur.
Son not da Mehmet Topal icin. Tiger Woods ilk sahne aldiginda da turnuvalar kazanan kalburustu bir golfcu idi. Sonra birden arenadan cekildi. Yeni bir vurus teknigi uzerinde calismaya basladi. Bir suru turnuvada basarisiz oldu ama sonunda istedigi sekilde oynamayi basardi. Yillarca katildigi her turnuvayi domine etti, golfun gelmis gecmis tartismasiz bir numarasi oldu. Benzer sekilde kabugunu kirmaya calisan Mehmet Topal'i izliyorum kac mactir. Surekli yuksek riskli paslar atan, bol bol top kaptiran ama denemekten asla yilmayan bir adam var sahada. Bu esnada kimlik bunalimi yasiyor, defansif yonu aksiyor, zaman zaman en basit pasi atamaz hale geliyor ama yilmadan deniyor. Istediklerini basardigi anda Avrupa'nin sayili orta sahalarindan birisine donusecegi benim gozumde kesindir. Belki de ben abartiyorum. Bildigim tek birsey var. Muhterem Galatasaray seyircisi (taraftar degil) Topal'i yuhalamaya ve sabirsizlik gostermeye devam ederse Topal'i dogru yone degil Selcuk Sahin'lik yonune iter. Belki de son iki maclik beraberlik serisinin en guzel meyvesi basarispor taraftarinin tribunden silkelenmesi olacak.
Labels: Frank Rijkaard, Galatasaray, Johan Neeskens, Sturm Graz, UEFA ligi
30 Ağustos 2009 Pazar
6 Ağustos 2009 Perşembe
Galatasarayli Gozu Ile Turkcell Super Lig'in Yeni Sezonuna Bakis
Iki sene once bana Milan Baros, Harry Kewell, Elano Blumer, Kader Keita ve Arda Turan'in yanina bir de Steven Gerard'i yazip Liverpool'un 2009 kadrosu bu isimlerden olusacak deselerdi ikna olmakta pek zorlanmazdim. Galatasaray transfer doneminde kesinlikle muazzam isimleri kadrosuna katti.
Yalniz boyle bu kardoyu alip baslarina da Frank Rijkaard ve Johan Neeskens'i ekleyerek Turkcell Super Lig'de Omer Erdogan, Ismail Guldurenler'in uzerine salmak Iznik Korfez Pisti'ndeki Palio Cup'a Bugatti Veyron ile katilmak gibi bir hadisedir. Galatasaray bu sene sadece Turkcell Super Lig ve UEFA Avrupa Ligi'nde mucadele edecek. Isler yolunda gider de UEFA Ligi'nde ilerleme kaydedilirse bu kadro SL'den gelen bir iki eli yuzu duzgun takimla mac yapar hepi topu da o olur. Sezonun gerisi yogunlukla ilerdeki acar forvete burun vurarak pas atan kadrolara karsi mac yaparak gececek.
Fenerbahce ise Turk ligini en haso Anadolu antrenorunden daha iyi bilen Daum'u getirerek hedefinin adini hic utanma sikilma olmadan sampiyonluk olarak koydu. Transfere akil almaz meblaglar sacmalari kendi tercihleridir ancak aldiklari isimler kadro kalitesini arttiracak captalar.
Iki senedir goruldugu uzere Sampiyonlar Ligi on elemesi hic de kolay bir tur degil. Platini kucuk takimlara yer acacagim diye kasarken cok buyuk takimlari on elemeye iterek SL'nin bu turunu resmen ufak ve orta capli kluplerin mezbahasina cevirdi. Turkiye'den Sampiyonlar Ligi'ne katilma hakkini garantileyen (ve durum itibariyle gidecek tek takimi belirleyen) lig sampiyonlugu hic olmadigi kadar deger kazanmis durumda. Gelirler bazinda ise Kupa 1'de gruplara kalan her takim Kupa 2'yi kaldiracak takim kadar para yapmayi Agustos ayindan garantiliyor. O nedenle 3 buyuklerin butun restlerini sampiyonluk adina cekmis olmalarini dogal karsiliyorum.
Transferde harcanan paralara bakildiginda parasinin en cok karsiligini alan takim suphesiz Galatasaray. Fenerbahce'de taraftara "Dunga iki ay sonra milli takima cagirmayi dusunuyormus" diye lanse edilen Oliveira'dan bir hafta sonra Galatasaray'in benzer bir ucretle acikladigi isim Elano Blumer. Belki Oliveira, Patrick Viera'nin 3. gobekten kuzeni cikar, Elano da Jardel, Lincoln'un izinden giderek dip yapar. Bunu zaman gosterecektir. Ama kagit uzerinde ve risk yonetimi minvalinde kazanan Galatasaray. Keita ise her halukarda 7.5 milyonluk maliyetine ragmen kemer sikma gunlerinde getirilen 2 milyonluk bilimum adamdan (bkz. Lukunku, Bratu) iyi transferdir cunku Lukunku'ya verilen 2 milyonun uzerine sifon cekersiniz. Keita, Elano gibi adamlarin ise her zaman icin ikinci el piyasasi vardir. Kaliteli yabanci almanin mali olarak da mantikli oldugunu her zaman savundum. Anelka, Meira orneklerinde goruldugu uzere klupte bekleneni veremeseler de uzerine kar koyarak satmak hic de imkansiz degil. Lincoln'e ayri bir parantez acmak lazim cunku adami el birligi ile butun ulke bok cukuruna atti. Simdi alacak musteri bulunamiyorsa bunun Lincoln'un futbolu, kalitesi veya karakteri disinda pek cok nedenleri var.
Yaziyi bir gozlem ile bitirmek istiyorum. Galatasaray'da yeni transferler olsun, milli takim kampindan donenler olsun butun futbolcular belli bir antreman surecinden gectikten sonra forma sansi buldular. Bu nedenle sezonun ilk ciddi ve telafisi olmayan Tobol macina bile teknik ve taktik antremani en fazla almis genc oyuncularla baslandi. Diger yandan Fenerbahce'de Santos ve Oliveira ucaktan indikleri hafta Avrupa Kupasi macina ilk 11 basladilar. Dusunun bu adamlar o kadar yeniler ki birlikte antremana ciktiklari Fener kadrosunun yarisini sokakta gorseler tanimazlar. Daum bunu her zaman yapiyor. Sozde Turk dostu ozde ise en az bizim kadar yabanci hayrani bir antrenor gozumde. Bu tavrinin formalari sirtindan alinan futbolculara hic de olumlu yansidigini dusunmuyorum.
Labels: Besiktas, Fenerbahce, Galatasaray, Turkcell Super Lig
24 Temmuz 2009 Cuma
Duran Top
Galatasaray bu sene resmi maclarda attigi 3 golun hepsini duran toptan mi buldu simdi? Son bilmem kac sezonun ortalamasini simdiden yakalamis olmalari muhtemeldir. Saka bir yana "iyi ofans guzel futbol seyrettirir, iyi duran top organizasyonu sampiyon yapar" diyerek modifiye ediyorum unlu ozdeyisi. Duran top en bedava goldur, yeni sistem gelistirirken agir kazalara karsi sigortadir, kapanan defanslarin cilingiridir, guzeldir. Mustafa'nin golunden sonra Neeskens'in elinde taktik defteri ile sevinmeye firlamasi umarim bu tur gollerin habercisidir.
Labels: Duran top, Galatasaray, Johan Neeskens
23 Haziran 2009 Salı
Rugan Ustu
Kot ustu konseptine yeni bir acilim getiren Gokhan Zan'i kutluyor Galatasaray'daki ilk pozisyon hatasina henuz Haldun Ustunel imzalar kurusun diye sozlesmeye uflerken dusmesini de ufak bir talihsizlik olarak yorumluyorum.
Iyimser Othello
Labels: Galatasaray, Gokhan Zan, Transfer
7 Haziran 2009 Pazar
Benim de Soyleyeceklerim Var: Rijkaard'a Gercekci Bir Bakis

Egver vasat kavrami bir cizgi ise, Rijkaard onun her zaman cok uzaginda olmus bir kisi (cizginin ustune dogru oldugu kadar cizginin altina dogru da). Barcelona'daki ilk zamanlari ve 4 galibiyetle tamamladigi Rotterdam macerasi cizginin altinda kalan performanslari. UEFA'da 4. tur disinda berbat gecen bir sezondan sonra Galatasaray'in basina Rijkaard'dan daha iyi bir talih kusu konamazdi heralde. Sonuc ne olursa olsun muthis bir maceranin bekledigi kesin. Zaten iyiden iyiye futbolda sonucun pek degerli bir kavram olmadigini dusunmeye basliyorum. Butun turnuvalarin/liglerin tek bir sampiyonu olabiliyor. Ama en az katilan takim sayisi kadar farkli hikaye yasaniyor. Butun bunlara sirt cevirip sadece sampiyonlari anmak cok sacma geliyor. Turkiye olmadan 2008 Avrupa Sampiyonasi'ni, grup sonuncusu Kolombiya ve Andres Escobar olmadan 94 Dunya Kupasi'ni anabilir misiniz? Rijkaard-Galatasaray birlikteligi de cok muthis bir hikaye potansiyeli tasiyor, mudahil olmadan izlemeyi becerebilirsek...
Su an camia 2000 ruhunun icini yeteri kadar bosalttigina kanaat getirmis olsa gerek, Rijkaard'in gelisini ikinci Derwall vakasi olarak lanse etmeye basladi. 2000'in takimi 2000'in takimidir, Derwall Derwall'dir, Rijkaard da Rijkaard'dir. Ne eksik ne fazla. Rijkaard isminin altini Derwall degil, kendisi dolduracaktir. Florya'yi gorur gormez cim saha yapilmasini emreden adamla, ilk basin toplantisinda "hele bi takimi ogreneyim de gerisine bakacaz" diyen adam arasinda olaya bakis acisindan ciddi farklar goruyorum. Bu demek degildir ki Rijkaard devrim yaratamaz. Pekala yaratir ama devrim cok sancili bir surectir. Kapiya "devrime kadar gittim gelecem" notu asarak yapilmaz. Devrim bir tunelse cikisa bir metre kalana kadar burnunuzun ucunu goremezsiniz. UEFA kupasi yapma Hayrettin'ler, Chelsea'den evde 5 yemeler sonucu gelmistir.
Ilk paragrafin sonundaki sarta biraz daha yogunlasmak gerek. Rijkaard Galatasaray'a 5 senelik Barcelona macerasindan sonra bir sene kosesine cekilmis ve kafasini dinlemis olarak geliyor. Mental yorgunlugu sifir olsa da kendi halinde gecirdigi bir senede futbol uzerine ciddi sekilde dusundugunu tahmin ediyorum. Unutamali ki Rijkaard teknik adam olarak olgunluk cagina henuz erismemis bir insan. Bir senelik kafa izni esnasinda futbol felsefesine dair aklinda bir suru tas yer degistirmis olabilir. Eminim ki Galatasaray'da deneyip sonucunu gormek istedigi pek cok yeni fikri vardir. Ilk baslarda tutarsiz kararlar ve uygulamalar gorursem acikcasi sasirmayacagim. Hatta boyle seyleri bekliyorum. Turk futbolunu ve futbolcusunu, hatta kendi antrenorluk felsefesini sekillendirirken yapacagi ilk hamlelerin hepsinin dogru olmasini beklemek absurd olur. Denemeden yanilamazsiniz, yanilmadan ogrenemezsiniz. Iste en buyuk cekincem Galatasaray camiasinin Rijkaard'in gelisi ile daldigi bu hayal otobanindan gercekligin Arnavut kaldirimi yoluna gecer gecmez kan ter icinde kalip panik ataklar yasamasidir.
Diger yandan da basin beklenildigi gibi defansif bir boksor cekincesiyle gardini almadi. Aksine hic zaman kaybetmeden Rijkaard'a rastgele yumruklar sallamaya basladi. Hollandali'nin eninde sonunda yumusak bir karnini bulacaklardir. Iste burada Galatasaray taraftari Hagi, Kalli, Lincoln ve diger pek cok ornekte oldugu gibi basinin oyununa gelip yumusak karna hanceri batiracak midir yoksa daha sagduyulu davranmayi basarabilecek midir? Tarih tekerrurden ibaretse birinci sik cok daha agir basiyor. Rijkaard bir hafta daha gecikseydi su an omuzlardan inmeyen Polat-Ustunel ikilisine de eminim cok agir gecirmeler baslayacakti. Galatasaray taraftarinin son zamanlardaki sabika kaydi ileriye yonelik her turlu umidimi sondurmeye tek basina yetiyor.
Son olarak karsisinda Rijkaard'i gorunce aklina gelebilen tek soru "Fener'den teklif aldiniz mi?" olan okuzlere Rijkaard'in ne kadar tahammul edecegini kestirmek gercekten zor. Umarim butun bozuk saatler ayni anda dogru zamani soyler ve Turk futbolu olarak cok muthis bir surece gireriz.
17 Mayıs 2009 Pazar
Galatasaray Rovers'li Tugay...
Tugay Galatasaray formasiyla 236 mac oynayip 34 gole imza atmis... Onemli bir istatistik...
Lakin, su anda oynanan macla Blackburn formasini 231. kez giyiyor...
Hani bir laf vardir, "insanin vatani dogdugu degil doydugu yerdir" diye... Futbolcular icin en cok formasini giydigi takim mi, yoksa futbola basldigi takim mi yuva?
Bilemedim.
Labels: Blackburn Rovers, Galatasaray, Tugay Kerimoglu
27 Mart 2009 Cuma
Et tu, Brute?

Sezar'in olumunden once verdigi son ayarin Turkce'mizde bilinen versiyonu Shakespeare'in unlu oyununda gecen seklidir: "Sen de mi Brutus?" Fakat bir kisim tarihcinin iddiasina gore Sezar aslinda "Sen de Brutus" demistir. Yani "sira sana da gelecek" anlaminda... Sezar'in cenazesinden sonra halk ihanet edenleri affetmez ve evlerini kusatir. Kacmak suretiyle kurtulan Brutus, Sezar'in halefi Octavius ve dostu Mark Antony'nin ordusuna yenildikten sonra intihar edecektir...
Labels: Bulent Korkmaz, Galatasaray
16 Mart 2009 Pazartesi
Pil pirt
"Düşüncem yok, dileğim var. Hamburg'un, pılı pırtısını toplayıp gitmesi dileğim"
Labels: Galatasaray, Hamburg, Mustafa Denizli
15 Mart 2009 Pazar
Lincoln, Lincoln ve Lincoln

Son 10 senede Avrupa'da basarili olan Turk takimlari ve kilit adamlari:
98-2001 Galatasaray - Hagi
01-2002 Galatasaray - Sergen
03-2004 Besiktas - Sergen
06-2008 Fenerbahce - Alex
08-2009 Galatasaray - Lincoln
Lincoln'suz nereye kadar gideceksin Galatasaray??
Labels: Galatasaray, Lincoln
11 Mart 2009 Çarşamba
Bilmukabele
Galatasaray'in Hamburg'da karsilanmasindan bir goruntu. Taraftarlar kafilenin fotografini cekiyor. Otobusteki bir futbolcu da taraftarin...
Labels: Galatasaray, Hamburg, Uefa Kupasi
8 Mart 2009 Pazar
Kendi Kendini Pişti Yapan Haber Servisi
İnternetSpor/İnternetHaber sitelerinde muhtemelen aynı servisin elinden çıkmış iki ayrı haber. İlkinin tarihi bugün. Akılları sıra attıkları başlıkla Lincoln'ün fan sitesinideki abartılı bir yazıyı tiye alıyorlar. Fan sitesindeki yazıda Lincoln'ün bu sezona dair başarılı istatistiklerine Messi ve C. Ronaldo'nun bile yetişemediği belirtiliyor.
Haber linki:
http://www.internetspor.com/lincoln-messiden-daha-iyiymis-news2818.html

İkinci haberin tarihi bundan takribi 1 sene öncesi: 2 Ocak 2008. Alex'in istatistikleri Messi'nin üzerine çıkınca bugün Lincoln'de "ilginç haber" olan benzetme, "parmak ısırtıyor" şeklinde kendi elleriyle haber olarak girilmiş. Aferin size...

Lincon'un fan sitesiyle kafayi bozan bir diger haber servisi de Milliyet. Lincoln'un gol ve asistlerini neden uzerlerine aliniyorlar orasi muamma.
Labels: Alex, basin, Fenerbahce, Galatasaray, Lincoln
4 Mart 2009 Çarşamba
Lincoln - Kewell - Meira
Fernando da az top cambazi degilmis. Cassio zaten ayri bir boyutta takiliyor. Hatta Harry biraz duz kalmis iki Portekiz ekolunun yaninda.
"Galatasaray iyi antreman yapmiyor" diye haber yapmak isteyen basin mensuplari icin referans veriyorum. Stad Basel olduguna gore antreman Eylul ayindan.
Labels: Fernando Meira, Galatasaray, Harry Kewell, Lincoln
27 Şubat 2009 Cuma
26 Şubat 2009 Perşembe
Manidar...

Cok da bir sey yazmak gereksiz aslinda...
Top dedigin yuvarlak...
Buyuk laf, buyuk lokma, tukuruk ve yalama mevzuu bunlar...
Isin keyfi burda...
Labels: Galatasaray, Sabri Sarioglu




