20 Ekim 2009 Salı

Elveda


Bir topcu dusunun...

Kariyeri 80'lerin sonunda baslamis...

5 ligde top oynamis...

Yarisi kadar top oynayamayanlarin kendilerini kral zannedip, klup klup dolastigi bir donemde; ayni takimda 8 sezon gecirmis...

Gonul verdigi takimdan 22 yasinda ayrilmis; ama futbolu orada birakacagina soz vermis... Ustune ustluk bu sozu tutmus; onca basarinin ardindan, 35 yasinda o takima geri donmus...

O nispeten ufak takimdayken bile buyuk takimlar pesini birakmamis; o sezonun Premier League sampiyonu takiminda yarim sezon kiralik olarak forma giymis...

Ciktigi 769 resmi macta, 415 gol bulmus...

Milli takimi ile dunya ucunculugu yasadiginda, tarih 1994mus... 15 sene oncesi... O gunden bugune milli takiminda 106 kere oynarken, 37 gol bulmus...

Henrik Larsson sezon sonunda futbolu birakacagini aciklamis... Cok keyifli adamdi... Yaslandigimizi hissettirenlerden....

Not: Bonus olarak Brolin ve Dahlin diyorum... Larsson daha ufak veletti onlarin yaninda...

15 Ekim 2009 Perşembe

Kafada kictan az kil kalinca...


90'larin ortasindan beri suregelen bir gercek var futbolda...

Fizik onemli.

En "teknik" takimlar bile "kosan" takimlar oldu... Teknigine en cok guvenen oyuncu bile hucumda pres yapmazsa kesik yiyor artik...

Turunun son temsilcileri de yok degil tabi... Ronaldinho, Beckham, Ortega ve Yusuf gibi topcular; artik yerlerini Messi, Xavi, Ronaldo ve Gerrard gibi adamlara birakti...

Lakin, bu degisime ayak uyduramayan iki takim var dunyada... Biri Besiktas. Gec onu... 10bucuk bulduk, ucbucuk atiyoruz hala...

Digeri Milan...

Milan'in Beckham'i tekrar kadroya katmak istedigini ogrendigimde, ufak bir arastirma yaptim...

Buyrun, son Atlanta macinda sahaya cikan Milan kadrosu, ve oyuncularin yaslari:

Storari (32); Abate (22), Nesta (33), Favalli (37), Zambrotta (32); Flamini(25) (Ronaldinho (29) 46), Gattuso (31) (Ambrosini (32) 67), Pirlo (30), Seedorf (33); Pato (20), Huntelaar (26) (Inzaghi (36) 58)
Su onbirin yas ortalamasi 29.8. Ortalamasi diyorum bak... Oyuna sonradan giren oyuncular, oyundan cikan oyunculara gore ortalama 5 yas daha yasli (Inzaghi, sagolsun, ortalamayi bozuyor tabi).

"Eeee?" diyorsunuz...

Yahu, Agassi bugunku roportajinda, "Federer artik 28 yasina geldi, bundan boyle gencler onu cok zorlayacak; eski dominant haline bir daha ulasamaz" diyordu...

Ortalamasi 29.8 olan takimin, hala 34 yasindaki, hayatinda pres yapmamis David'i Milano'ya niye getirmek istedigini bir anlayabilsem...

Hayir bazen supheleniyorum, Kara Yildirim Berlusconi'den akil hocaligi mi istedi diye...

Lan?

13 Ekim 2009 Salı

Yilmaz Hoca - modern cag Turk dusunuru..


Türkiye'de futbolu yönetenlere içimizden içimizden kırılıyoruz. Yeteri kadar deneyim isteniyorsa tecrübeliyim. Avrupa'yı biliyorum. Daha düne kadar bu ülkede pro lisans sahibi olan sadece bendim. Bu ülkeyi benden daha iyi tanıyan biri olabilir mi? İki tane akademi bitirmişliğim var. Yabancı istiyorlarsa, ben aynı zamanda Alman vatandaşıyım.
Dogru bakis acisi budur arkadas...

Ne mevkimis ki; Milli Takim Dunya Kupasina gidemiyor; onu hazmediyoruz da; Terim gider mi, gitmez mi; giderse yerine kim gelir, onu tartisiyoruz...

Manipulasyonun krali... pardon... Imparatoru var karsimizda...

Diz cokun onunde.

12 Ekim 2009 Pazartesi

Sorttan esofmana gecilen gun...

Asagidaki yaziyi sozluge 2005'in 23 Ekim'inde yazmistim... Bugun o transformasyonu yasayinca aklima geldi... Bu aralar bloga ikimiz de pek yazmiyoruz, tekrar kalemi ele almak gerekti... Boyle baslayalim...

efendim, oncelikle anlatacagimiz olaya attigimiz baslik biraz uymadi, lakin durun bir bakalim...

simdi efendim, cocukluk gunlerinde, sorttan esofmana gecilen bir gun vardir. bu gun annelerin pimpiriklik seviyesine bagli olarak 14 ekim ile 12 kasim arasinda bir gundur. hatta, bir cok yoremizde, annelik vasiflari bu gun baz alinarak olculur, cocuguna takriben 11 eylul gibi esofman giydiren anneler ayiplanir, "cocugu kiz gibi yetistiriyorsun" veya "bu kiz evde kalir bak" gibi serzenislerde bulunulur. kars'ta yasayanlar bu durumdan muaf degillerdir, eylulde kar yagilsa bile sort giyilmesi tavsiye edilir.

neyse efendim, iste bu gun sadece annelerin pimpirikliginden kaynaklansa bile, cocukta ilerki yillarinda megerse huzun yaratabilmekte imis*.

megerse bilincalti bu milad gununu ayni zamanda evde kaloriferin yanmasi, ocakta pisen kestane, cay getiren anne modeli ve haftasonu spor ile dolan turk televizyonu ile ozdeslestiriyormus.

megerse evden 8000 kilometre uzakta olununca bile bu esofman giyildikten sonra bu anilar canlaniyor, o kokular duyuluyor, gozler bugulaniyormus... ne bilirdim ben 4 seneden sonra halen boyle hisseder bu bunye... ne bilirdim bir esofmanin ic burkacagini, ocakta pisen cay yerine dunden kalmis tencerelerin can yakacagini...

7 Ekim 2009 Çarşamba

Orta Anadolu Soylusu


"Uzayli Yigidolar" mi?

Ne keyifli adamlarsiniz siz arkadas...

6 Ekim 2009 Salı

Protesto dedigin


Fotograf Bruksel'den... Avrupali ciftciler; dusuk tarim fiyatlarini protesto etmek icin sokaga cikmislar...

Protesto dedigin budur arkadas...

Tasla sopayla olani cozumsuz...

5 Ekim 2009 Pazartesi

Romantik misin arkadas?


Bulent Uygun istifasiyla ilgili bir aciklama yapmis web sitesinden... Icindeki incileri say say bitmez... Lakin alttaki iki pasaji cok sevdim...

Neo Ahmet Altan, gonlumuzun ozgurluk savascisi Bulent'lerin en uygununa selam olsun...

Celladına aşık olan bir esirin tutkunluğu ile bağlandım bu camiaya. Bir gün muhakkak düşüreceği giyotin bıçağının soğukluğunu, futbolun doğasında olan bu sonu, hep boynumda hissetmeme rağmen, sıcacık ve samimi duygularla bağlandım.

Biliyorum ki hep Don Kişot'u olduğum bu kavganın yel değirmenleri de tükenmeyecek. Ama inançlı mücadelemi hep sürdüreceğim. Aldığım her görevin kutsal olduğunu inancımı yitirmeyeceğim, inanın bu ayrılık bir nebze bile bu inancıma zarar vermeyecektir.

3 Ekim 2009 Cumartesi

Git kendine kufrettirmeden...


Buyuk baskana Fenerbahce'den destek aciklamasi yapilmis...

Hadi Sari Yildirim'in kendisini Kanuni gibi gordugunu biliyorduk da; Kara'nin Fransa vilayetinin kralina dustugunu gormek istemiyorduk...

Revna hanim da alkisliyordu bugun tempolu tezahuratta...

Yeter birader, birak artik isin pesini...

Not: Aciklamanin metni burada...

Not 2: Taa Amerika'dan izledigim Esref Saati'ni de anmis olduk...

1 Ekim 2009 Perşembe

Galatasaray Nereye Gidiyor?



Turkiye'nin Ingiltere maclarinda 8'e abone oldugu devrin kapanmasinin miladi Derwall'in Turkiye'ye ayak bastigi andir. O gunden sonra Avrupa'da ve Dunya'da ciddi basarilar elde ettigimiz ve Turkiye'yi futbol haritasina yerlestirdigimiz devirde en cok sikayet edilen husus Turk futbolu diye bir ekolun olusmamis olmasidir. Bence yanlis bir sikayettir.

Turk olmayani yenebildigimizi farkettigimiz devir, evine ilk bilgisayar alinmis cocuklar gibi her seyi kurcaladigimiz, cogu zaman ne yaptigimizi bilmedigimiz ve genellikle oyun oynadigimiz devirdi. O zamanki hakim mantaliteyi dugun halayinda "biz biliyoruz da mi oynuyoruz kardes" diyen delikanlilarin ruh haline benzetirim. Donemin karakteristik futbolu taktik ve kollektif aciklarimizi ekstra imana dayali bir fizik mucadele ve Allah vergisi teknik ile kapatmaya calismaktan ibaretti. Gecmis zaman kullaniyorum cunku son zamanlarda yabancilari yenmenin artik eski heyecani ve orijinalligi kalmadigi icin bu karakteristigi eskisi gibi sevkle sahaya yansitamaz olduk. Turk futbolunun Dunya arenasinda son zamanlarda girdigi duraklama devrinin baslica nedenlerinden biri budur.

Akla ve plana bagli hareket etmedigimizin en buyuk kaniti alinan son derece istikrarsiz sonuclardir. Chelsea'den 5 yedikten sonra Galatasaray gitti kupa 2'yi kaldirdi. Yine Galatasaray ayni kupaya bir dahaki direk tesrifinde ilk turdan Tromso'ye elendi.

Turk futbolunun artik yeniden bir asama katetmesi gerekmektedir. Akilci ve taktik disipline bagli olarak oynamaya baslamanin zamani aslinda coktan geldi. Gerek Tromso'yu gerekse Liverpool'u tekrar yenebilmek istiyorsak iman gucu futbolunu bir kenara birakip akil futbolunu oynamayi ogrenmemiz gerekiyor. Bu degisimin ilk sinyalini aslinda Sampiyonlar Ligi'nde ceyrek final oynayan Fenerbahce verdi. Kadronun yabanci agirlikli olmasinin etkisi yadsinamazdi. Yine de dengeli bir kadro ile akilli ve sabirli oynayarak cok buyuk maclar kazandilar. Hasta ruhlu baskanlari o sene kiytirik TSL'yi kazanamadiklari icin butun yapiya reset atti. Fantastik bir futbol cinayetidir gozumde.

Nihayet Rijkaard ve Galatasaray'a geliyoruz. Dun aksam sahada kagit uzerinde kendisinden cok geride bir Avrupa takimina karsi yenik duruma dusmesine ragmen belki de ilk defa taktik duzenden kopmamaya calisan, paslasan, ezberledigi atak setlerini sahaya dokmeye cabalayan bir Galatasaray vardi. Havadan karsi takimin kalecisinin ellerine ya da stoperlerin kafasina hicbir sisirme top suzulmedi. Isimlere takilan bir adam degilim. O yuzden Rijkaard ilk aciklandiginda adami antreman sahasinda esofmanla gormeden ikinci Derwall donemini mujdeleyen yorumlara pek kulak asmadim. Ancak dun sabirla ve paniklemeden futbol oynamaya calisan Galatasaray'i gordugumde ilk defa kendimi inananlar kervaninda hissettim. Agir aksak, kor topal da olsa Galatasaray bir seyleri degistirmeye, anlamaya calisiyor. Bu girilen yolda Rijkaard ve Neeskens'in bolca sansa ihtiyaclari olacagi kesin. Bu ikiliye yeteri kadar inanc baglandigi takdirde, yine bir devri kapatip yeni bir devir acan buyuk bir basariya ulasmak muhtemeldir. Bunun sinyalini, ironik bir sekilde, Galatasaray Ali Sami Yen'de Sturm Graz ile berabere kalarak vermistir. Dun aksamki mactan alinmasi gereken ana fikir benim gozumde budur.

Son not da Mehmet Topal icin. Tiger Woods ilk sahne aldiginda da turnuvalar kazanan kalburustu bir golfcu idi. Sonra birden arenadan cekildi. Yeni bir vurus teknigi uzerinde calismaya basladi. Bir suru turnuvada basarisiz oldu ama sonunda istedigi sekilde oynamayi basardi. Yillarca katildigi her turnuvayi domine etti, golfun gelmis gecmis tartismasiz bir numarasi oldu. Benzer sekilde kabugunu kirmaya calisan Mehmet Topal'i izliyorum kac mactir. Surekli yuksek riskli paslar atan, bol bol top kaptiran ama denemekten asla yilmayan bir adam var sahada. Bu esnada kimlik bunalimi yasiyor, defansif yonu aksiyor, zaman zaman en basit pasi atamaz hale geliyor ama yilmadan deniyor. Istediklerini basardigi anda Avrupa'nin sayili orta sahalarindan birisine donusecegi benim gozumde kesindir. Belki de ben abartiyorum. Bildigim tek birsey var. Muhterem Galatasaray seyircisi (taraftar degil) Topal'i yuhalamaya ve sabirsizlik gostermeye devam ederse Topal'i dogru yone degil Selcuk Sahin'lik yonune iter. Belki de son iki maclik beraberlik serisinin en guzel meyvesi basarispor taraftarinin tribunden silkelenmesi olacak.

18 Eylül 2009 Cuma

Homofobik Fenerliler


Dunku macta, Mehmet Topuz gol atinca, taraftarina da kendine de "Topuz" diye bagirmayi yakistiramayan isguzarlarin bulusudur...

Anons: Fenerbahceliiiiiii....
Taraftar: ?!??
A: Fenerbahceliiiiiiiiiiii....
T: Mehmeeeet!
Sirin misiniz birader?

17 Eylül 2009 Perşembe

En buyuk Besiktasli


Bugun ajanslara dusen haber soyle:

"Beşiktaş başkanının eşi Revna Hanım’ın, mayıs ayında yapılacak olan başkanlık seçimine eşinin katılmaması için baskı yaptığı iddia edildi!"
Butun Besiktaslilar arkanda Revna, durmak yok; simdi calisma zamani...

Tenisci de olsan...


Fotograflar US Open 2009'dan...

Murray guvenimi bosa cikardi, Potro keyfimi kacirdi...

Guzel turnuva oldu arkadas...

16 Eylül 2009 Çarşamba

Yarasin Baltama...


Besiktas'ima 3 tane attiniz, yakican tabi...

3 Eylül 2009 Perşembe

Yoyo geri dondu: Yilmaz Vural Kasimpasa'da...


Cok ozlemistim kendisini...

Yilmaz hoca takla atasanaaaa... Atsanaaa....

1 Eylül 2009 Salı

Harry Kewell - 19


Harry, Harry Kewell!
Harry, Harry Kewell!!!

30 Ağustos 2009 Pazar

Yemisim Total Futbolunuzu



Nankatsu tribun fedaileri kanmaz bu numaralara. Bildigin Tsubasa taktigi lan bu.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Matematik 101: Elano < Tabata


Matematik biliminde "axiom"lar vardir - dogrulugu kabul edilen bilgiler... Gelin Turk futbolundakilerden bir kismini asagiya yazalim:

1. Guiza Fenerbahce'ye 18 milyon Euro bonservisle gelmistir
2. Galatasaray Elano'nun bonservisi icin 7.5 milyon euro odemistir
3. Gaziantepspor, Tabata'yi Besiktas'a 8 milyon euro karsiliginda vermistir
4. Besiktas, Bobo icin St Ettienne tarafindan teklif edilen 5.5 milyon euroyu kabul etmistir

Buna gore, Bobo'nun degeri Elano'dan, Elano'nunki Tabata'dan, Tabata'ninki de Guiza'dan dusuk...

Sinan'im, hani Bobo 3 Guiza ediyordu ya...

O baglamda, Tabata ve Elano'yu kac Bobo'dan aliyoruz? Ya BJK Plaza kac Bobo eder? Sampiyonlar Liginde gruplara kalmanin Guiza cinsinden kuru nedir abi?

Pi'yi 3 alabilirsiniz arkadaslar, baslayin...

25 Ağustos 2009 Salı

Robben > Man UTD


"Senol'lar Birol'lar gider, Yusuf'lar Sanli'lar gelir" sozunu cok severim... 1000 post icinde en az 2-3 kere de alintilamisimdir...
Bu lafin yakisacagi bir kuluptu Besiktas... Artik degisti... Soze uygun, degismeyen iki kulup var gozumde: Manchester United ve Arsenal...
Cok uzak tarihlere de bakmaya gerek yok... Farkli farkli pozisyonlara da...
Sir Alex David Beckham'i takima monte ettiginde, sag kanadi Andrei Kanchelskis'ten devraliyordu...
David Beckham'in ardindan sag kanada 18'lik bir genc geliyordu... Dunyanin en pahalisi Cristiano Ronaldo "Beckham'in yerini dolduramayacak" damgasiyla mucadele etmek zorunda kaliyordu...
Cristiano'yu gonderen Sir Alex, Antonio Valencia'yi Wigan'dan getiriyor, sezon basinda da ilk 11'e yerlestiriyordu...
Antonio iyi topcu - Cristiano kadar olmasa da...
Lakin, son transfer dedikodusu ilginc... Sir Alex Nani'den bekledigini bulamamis olacak ki, Arjen Robben'in pesine dusmus... Alex'in yapmaya alisik oldugu "genc" transferlerinden degil...
Robben yasitim... Ceyrek asiri bugun devirdim, yasli hissediyorum... Robben nasil hisseder bilemiyorum, lakin Nani'nin morali bozulmustur bu transfer haberine...

24 Ağustos 2009 Pazartesi

60 dakia icin 6 saat yol... (keyifli not)


Londra'dan Sivas nereden baksan 6 saat tutar (Sivas'ta havaalani oldugunu varsayarak).
Gorunen o ki, o kadar uzun yolu 60 dakika mac yapmak icin gelmis Hamer Bouazza...
Sahaya ciktiginda - hem ten rengi hem de tipi nedeniyle - Sivas'in alt yapisindan cikan bir cocuk sanmistim... Oyle aman aman bir top da oynamiyordu... Lakin, gecmisinde EPL olan adam iyi adamdir mantigi ile yaklasmak lazim gelir diye dusunuyordum...
Ama buyrun... Hamer, "Sivas'a alisamadim" diye pilini pirtisini toplayip ayrilmis kentten...
Bulo - Sivas'a bir iki Laila Reina yapsak mi? La ilahe illallah yetemeyebiliyormus bazen...
Not: Bu kategoride rekor sanirim hala Francesco'ya ait. Besiktas'a geldiginde Seba'nin aslinda baska bir Francesco'nun pesinde oldugu, ama menejerlerin isim benzerliginden yararlanip sacma sapan bir 3. lig topcusunu gonderdiklerini soylemislerdi... Ardindan Gordon'un menejerlerden komisyon aldigi konusuldu... Turk kuluplerinin tuccar mantigi ile yurutuldugu senelerden... Bu aralar o bayragi iki adam tasiyor: Ilhan Cavcav ve Yildirim Demiroren... Ilhan gidici gibi duruyordu gecen gun macta, Yildo, hadi birincilige oynuyorsun yine...
Not2: Ustteki notun bir post tadinda olmasi...

Edebiyat: 10. Matematik: 10. Ukalalik: 10. Mantik: 1.



''Bu eleştirileri yapanların bildiği kadar, benim unutmuşluğum var. Kargalar bana kılavuzluk yapamaz. O zaman burnumuz kötü yerlere gider. Kargaların çeşitleri vardır; leş kargaları vardır, kılavuz kargalar vardır. İkisinden de hayır gelmez''

"Simdi 7 puanda olsaydik kimse ulemalik taslamayacakti"

''Her şeyi değerlendiririz. Hayatımız boyu her fikre açık olduk. Kimse bize akıl vermeye, yol göstermeye çalışmasın''

- Mustafa Denizli, bugunku basin toplantisindan